ilk aşkıma mektup

İlk Aşkıma Mektup

 

İlk Aşkım İlk Sevdiğim Sendin

 

Maziye zincirlenmişti bir zamanlar kaderim. Kalbime de zincir vurulmuştu sanki. Fırtınalar hep içimde dolmayan bir boşluk ise benimleydi hep. Senin gözyaşların durmadan akıyordu. Oturmuştun bir banka gelene geçene aldırmıyordun hiç. Biraz evvel bir holding binasından çıkmıştı ilk aşkın, ilk sevdiğin. bir zamanlar komşunun oğlu olan beni ziyarete gelmiştin. Senelerdir görmemiştik birbirimizi.  Öyle bunalımdaydım ki. Daha çok olmamıştı eşinden yeni ayrılmış, sanki bir iki laf edecek birini aramış ve beni görmeye gelmiştin. Sevinçle girdiğin yerden ağlayarak çıkmıştın. Benim bir sene önce öldüğümü öğrenmiştin. Oysa lisede birlikte okurken üniversiteyi bitirip evleneceğimizi söylüyorduk birbirimize.


Bu ağaç bizim olsun aşkım.


Tamam canım.


Hemen kalemimi çıkarıp ağaca bir kalp çizmiş ve içine isimlerimizi yazmıştım.

 

Düşüncelere dalmıştın sen. Apar topar banktan kalktın. Edirnekapı Mezarlığına
gittin. Beni görememiştin ama mezarıma gidecektin. Bulacağına inanıyordun. Arkadaşlarım sana bir bir tarif etmişlerdi mezarımı. Mezarlığın kapısında ki çiçekçiden, en çok sevdiğim, bir zamanlar benim sana verdiğim kırmızı gülleri aldın. Kapıda ki görevliye sordun mezarımı. Birlikte aramaya başladınız. İçinden durmadan hadi canım neredeysen bulayım seni diye dua ediyordun.


Sonunda buldun mezarımı.

 
Ben kapıyı boş bırakamam hanımefendi diyen görevliye, tamam siz gidin dedin.

 

Sonra sen;

 

Aşkım ben geldim diye başladın. Gözyaşların durmuyordu. Bak canım sana kırmızı güller getirdim. Bir zamanlar sen alırdın hep bana. Şimdi ben senin için aldım. Ne kadar seviyorduk birbirimizi. Neden ayrıldık biz. Mutlu olacaktık oysa
Nişan yüzüklerimizi bile almıştın. Gençlik işte mantıklı düşünemiyor ki insan. Hem ağlıyor hem konuşuyordun.

 
Evliliğinde çok acılar çektirmişti eşin. Devamlı aldatıyor ve manevi işkenceler yapıyordu sana. Sonunda dayanamayıp kızını da alıp annenin yanına gitmiştin. Aslında, benden bir beklentin yoktu. Çünkü bende evliydim ve iki kızım vardı. Yalnızca arkadaş olarak görmeye gitmiştin beni, ben farkındaydım. Trafik kazasında öldüğümü öğrenmen seni geçmişe götürmüştü. Hani hatırlıyor musun canım pencereden işaretleşir önce sen çıkardın dışarı. Sonra da ben çıkardım. Önceleri kimse anlamasın diye. Otururduk çay bahçesinde, çok güzel sohbetlerimiz olurdu. Ne zaman iş ciddiye bindi. Evlenme kararı aldık. O yengem yok mu. Bizi ayırmak için yapmadığı kalmadı. Ve bizi ayırdı. Belki sen de mutlu olamadın eşinle. Bense hiç olmadım. Bazen seni düşünürdüm. Seninle evli olsaydım mutlu olurdum. Sen beni anlayan sevgi dolu biriydin. Yine gözlerinde ki yaşlar sicim gibi iniyordu senin.  Keşke bugün hiç uğramasaydın. İçimde ki aşk kırıntıları kalsaydı yerinde. Ama mazimizin saf ve temiz aşkı köz gibi yanacak bundan sonra içinde.


Elinde ki gülleri mezarımın toprağına tek tek bıraktın. Bundan sonra hep güllerle geleceğim. Mekânın cennet olsun aşkım dedikten sonra ayrıldın mezarımın başından. Bir zamanlar aşık olduğun, deliler gibi sevdiğin arkadaşın beni, gözü yaşlı olarak bırakıp gittin. Ben ise öldüğümden bu yana seni takip ediyorum yukarıdan. Samimiyetini biliyorum. Bana inan. Bu mektubu bir dahaki ziyaretin için sakladım toprağıma koyduğun güllerin arasına. Hayat her zaman sürprizlerle doludur. Bazen böyle acı sürprizler de insanın karşısına çıkabilir.

 

Unutma beni, ben ölsem de unutamadım seni.

 

Ölümsüz aşklara

Sponsor
Yorum Yaz