Bergene katilinin mektubu

Ünlü sanatçı Bergen’in, ‘Acıların Kadını’ ünvanını almasına sebep olan aşığı Halis SERBES tarafından yüzüne kezzap attırılarak önce güzelliği elinden alınmak istendi. Bir çok kez estetik ameliyat olan Bergen, eskisi kadar olmasa da güzelliğini korudu. Halis Serbes isimli aşığı Bergen’in peşini bırakmayarak bu kez canını aldı. Katili Bergen’e, öldürdükten 2 yıl sonra yazdığı mektubunda aşk ve sevgiden bahsetse de, ölümüne sevginin hezeyanlarından satır aralarında bahsetse de Bergen artık aramızda yaşamıyor. Buğulu sesiyle gönüllerimizi fetheden Bergen, acı kaderini sonuna kadar yaşadı. Bergen’in peşini bir türlü bırakmayan Halis Serbes, Bergen’in yüzüne kezzap attırdıktan sonra bir müddet sanatçıyla birlikte yaşadı. Bergen’in aldığı ayrılık kararından sonra da Halis Serbes, bizzat kendisinin silahının tetiğini çektiği saldırının ardından Bergen’i öldürdü. Bergen’in Katili Halis Serbes’in 14 Şubat 2011’de “Sevgililer Günü” için bir gazetenin ‘Geleceğe Aşk Mektupları’ isimli ekinde yayınlanan mektubunu sizler için tekrar yayınlıyorum.

Dostum;

Sevgi deyince, hemen aklına bizim sevgi gelmesin. Hani o hepimizi yaşama bağlayan, ta yüreğimizden duyduğumuz sevgi varya. Sana ondan bahsedeceğim. Hani aşk derler ya, ondan. O olmasa herhalde yaşayamazdık. İnsana, doğaya, hayvanlara, yaşama sevgisi olmasaydı, hayat bu kadar güzel olabilir miydi? Ben hayvanları, doğayı, dolayısıyla insanları seviyorum. Her insanın yaşamında hatalar olabilir. Ben de, sen de yapmadık mı? Bir anlık öfke, kızgınlıkla insanları kırmadık mı? Hepimiz hata yapabiliriz. Bir tane hatasız kul gösterebilir misin? Önemli olan hataları görüp onarmaya çalışmak değil mi? Ben doğayı seviyorum. Ağaçları, binbir çeşit kuşları, hayvanları ile. Bilirsin, kalabalık şehir yaşamında çoğu zaman bunalıyordum. ‘Halis al başını git ormanlara’ dediğim çok oluyordu. Sadece kuş cıvıltılarının olduğu, yeşil ormanları, derenin sularının hışırtısını sadece sevdiğim, yiğit, mert, delikanlı insanlarla paylaşmak isterdim. Hatırladın mı? Uzun süre bunu gerçekleştiremedim. Şehrin gürültülü, pis havalı, namert yaşamına mahkum kalıyor, sevdiğime bir türlü kavuşamıyordum. (…) Kozan’da bir ev aldım. Göl kıyısında, çevresi ormanlık. Tek başına, koskoca ormanda. Tıpkı benim gibi. Çevresinde tek bir ev bile yok. Her hafta Perşembe günü soluğu orada alıyorum. Pazartesi gününe kadar doğayla, sevdiğimle baş başa kalıyorum. Sabah kuşların cıvıltısı ile uyanıp, göl kıyısında geziyorum. Derin derin ormanın o tertemiz soluğunu ciğerime çekiyorum. Kentin dumanlı havasına nispet yaparcasına. (…) Biliyorsun, şehir yaşamını hiç sevmedim. Namertliği ile, para düşkünlüğü ile. Kır en güzeli. Benim sevgilim ormanlar, kuşlar, hayvanlar. Çünkü onlar hiçbir zaman insana ihanet etmez. Hep sevgi verir. Bir de çevremdeki çok yakın dostlarım. Sevgiyi doyasıya onlarla paylaşıyorum. Paylaşılmadıktan sonra sevginin değeri kalmaz ki.

Sponsor
Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !